Gazetelerimizin büyük birçoğu hafta sonu eklerinde Anadolu mutfağının eşsiz lezzetlerini sunmaktalar veya televizyonların birçoğunda değişik ad ve unvanlar altında yemek yapım programları düzenlenmektedir…

Efendim soğanları ince ince doğrayın. Doğranmış soğanları kısık ateşte 5 dakika boyunca rengi hafif pembeleşinceye kadar kavurun. Kavrulan soğanın üzerine bir yemek kaşığı salça koyun. Salça konulmuş soğanları tekrardan iki dakika karıştırın. Sonra üzerine bir lt kaynamış su dökün. Biraz bekleyin devamında bir tutam acı biber, bir çay kaşığı karabiber… Muhabbete bakar mısın? Hımm patatesleri ince ayrıntısına kadar soymayı unutmayın. Kısık ateş neye göre kısık, iki dakika kavurun, nasıl bir sıcaklıkta kavuralım. Be adam, a be hanım patateslerin ince ayrıntısı ne olabilir… Boru patladı da evi su mu bastı, ince ayrıntılarına kadar tadilat mı yaptıracaksın?

Bırakalım millet kendi yemeğini kendisi yapsın… Yemek acı oldu evin beyi “niye bu kadar acı attın be kadın… Serzenişi’ ni duymak hoşuna mı gidiyor..

“ Ama bey tarifte böyle yazıyor, ne dedilerse yaptım eksikleri onların olsun, fazladan bile koydum…”  deme şansı var mı?

Bayanlar günlük oturmalarını genellikle yemek programlarına göre ayarlıyorlar…  “Trelelli” Yemek programının öncesi veya sonrası Ayşe’lerdeyiz..

Erkeklerin market alış verişleri bu programlara göre şekil alıyor.

Davetlere bile bir birimizi bunlarla ikna etmeye çalışıyoruz..

Emel’in Biber Dolmasını yapacağım buyurmaz mısınız?

Yok, ben O’nu sevmem. Bana Pelinsu’nun dolmasını yaparsan gelirim.

Bak sen…

Nasıl bir millet haline geldik. Yemeklerle oturup yemeklerle kalkıyoruz (“Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer.” Dediğinizi duyar gibi oldum) bırakalım Allah aşkına. Nasıl bir yol nasıl bir yöntem. Ne zaman bu hale gedik…

Neyse, sıkıldım. Durun size şu TV dizi ve programlarıyla alakalıda birkaç kelam edeyim.

Dizilere gelince artık ne diyeceğimi bilemiyorum. Bazen şaşıp kalıyorum. Her kanalda değişik bir senaryo. farklı bir kitle dizileri kaçırmadan seyrediyor. İşin ilginç tarafı insanlar randevularını unutur. Fakat diziler, kalplerde. Gerçek! o ya unutulması mümkün olmayan anları yaşatır. Yemekleri atıştırmak unutulur. Akşam oynanacak dizi katiyen unutulmaz. Yolda mı karşılaştık başlar dizi muhabbeti. Selam sabah, hepsi rafa kalktı

Toplum olarak televizyona gömülür, gözlerimizi ayırmadan, dünya benim dünyam der pürdikkat izleriz. Gerçekten de söylemeden geçemeyeceğim. Televizyonun içine girdik mi artık çıkmak bilmiyoruz hayal dünyamızda dizilerin tekrarını yaşıyoruz.

Yerim kısıtlı bir sonraki yazı da “çay nasıl demlenir’i” televizyonlara “nazire” yaparcasına yazmak istiyorum.

Kalın sağlıcakla.