Sizce; kibirli ve çirkin bir zihnin çıplak yakalanmış hali nedir?

Medyada “farklılığımız zenginliğimiz” diye üzerinde çokca durup ama pratiğe dökmediğimiz, iğreti durduğumuz, bir cümle var.

Aa

Tabi ki sende biliyorsun. Ben bir şey dedim mi?

Ölümü öp!

Dedim ya işte, farklılığımız zenginliğimiz.

Son yıllarda karpuz gibi içi boşaltılarak, inanmadan söylenen, arkasında durulmayan, ama sürekli her bayramda, seyranda… gazoz kapağı açılışında, basın toplantısında ünlüler-ünsüzler, gönüllüler gönülsüzler tarafından her ortamda dillendirilen bir cümle… bir nevi kendilerini anapara, onları da faizi gibi gören kesim.

Bunu söyleyen bilinç yani sen ben o, şunlara işaret ediyor, ediyoruz…

Bu zevatlar öncelikle toplumda kendilerinden farklı insanların olduğunu kabul ediyor. Bunda sıkıntı yok. Bu, özünde de sözünde de güzel bir şey… Sonra bu farklılıkları zenginlik olarak değerlendiriyor. Yani bu farklılıklardan oluşan toplum ile övünüleceğini, bir arada yaşamaya çalışıldığı için mutlu olunabileceği söyleniyor. Bu da iyi, hoş.

Fakat sorun şu; bu sözcükleri sarf edenin karşısında kendisinden farklı birini gördüğünde ona insan olarak yaklaşmayıp, doğrudan farklılığına dem vurarak ayrımı yeniden üretmesi, ama yine de ama  ama diyerek tahammül edeceği mesajını vermesi.

Çoğunlukla söylediğini içselleştirmemesi, kendisi gibi olanlara ontolojik bir üstünlük atfedip, diğerlerine “işte bunlar da bana benzemeyenler ama olsun, onlar da olsun, o da zenginliktir” diyerek yaklaşması.

Tekrarda söyleyeyim “kibirli ve çirkin bir zihnin çıplak yakalanmış haline bürünmesi” gibi bir şey…

• Farklılıklarımız, birliğimizi tamamlayan zenginliklerimizdir. Bu nedenle farklılıklara saygı duyulmalıdır. Bu saygı kişiye, farklı inançlara, görüşlere, yaşayış biçimine saygıdır. Demokrasinin temel şartlarından biri, farklılıklara saygı göstermektir.

• Gökkuşağının farklı renkleri vardır. O renkler bir arada güzeldir. Renklerin birbirine dönüşme mecburiyeti olamaz. Toplumdaki bireyler de farklılıklarıyla toplumun birlik ve beraberliğine katkı yaparlar.

• Herkesin, hoşgörüyle birbirine saygı duyması toplumda birlikte yaşamanın ortamını hazırlar. Hoşgörü ortamının ve birlik ruhunun tam gerektiği şekilde sağlanması ve devamlılığı için de herkese sorumluluk düşmektedir.

• Toplumun kutuplaşması toplumun birlik ve beraberliğine zarar verir. Farklılıkları ahenkli hale getirmek ise birlik, beraberlik ve dayanışmaya katkı yapar.

•Yaşanası bir dünya; toplumların zenginliği olan farklılıklara gösterilen saygıdan geçer. Farklılıklara saygının önündeki en önemli engel ön yargılardır.