Red: umut iyi bir şey değildir. İnsanı deli eder ve bu iyi değildir.
Andy: unutma Red umut iyi bir şeydir. Belkide en iyisi ve iyi şeyler asla ölmez.

Esaretin Bedeli; Frank Darabon’ un yönettiği 1994 yapımı filmdir.

Film; Andy Dufresne’ nin (Tim Robbins) işlemediği bir cinayettten yargılanarak iki kez müebbet cezası aldığı sahneyle başlar.

Filmin teması umuttur. Film gişede hasılat yapamamış, 7 dalga oscara aday gösterilmesine rağmen hiç oscar alamamıştır. Ama filmin yapımcısı ( Niki Marvin) umudunu kaybetmemiş ve zaman içinde DVD’si en çok satılan, kiralanan film olmuş ve IMDB de 9.4 puanla uzun yıllar listenin başında yer almıştır.

Film bir Stephen King roman uyarlamasıdır. Senaryo sadece sekiz haftada yazılmış ve Stephen King telif olarak 1 dolar gibi komik bir rakama tüm haklarını vermiştir. Tabi bu sembolik bir rakam ancak Darabon ile King’ in yakın arkadaşlığının da göstergesi.

Başrol oyuncusu için öncelerinde Tom Hanks düşünülmüş olsa da o yıllarda başrolünü oynadığı Forrest Gump filmi olduğundan teklifi kabul edememiştir. Ve o yılların tüm oscarları Forrest Gump filmi almıştır.

Filmin başarında hapishane müdürü mahkumlar sayımdayken elindeki İncil’i kaldırıp “Kurtuluş bundadır” demesi filmdeki bir önermedir. Çünkü ilerleyen sahnelerde Andy masum olduğunu ispatlayamadığından hapishaneden kaçış için kullandığı çekici İncil’in içinde saklayacaktır.

Shawsank Hapishanesi’nde hakaret, dayak ve her türlü işkenceyi görür. Fakat Andy yine de hayata bağlı ve iyimserdir. Bu tutumu diğer mahkumlari da olumlu etkiler. Öyleki parmaklıklar arkasında bile özgür bir yaşam olabileceğine inandırır. Tüm bu yaşanılanları dostu Red’in dilinden dinleriz.

Andy film boyunca mahkumları ümit vaaden olaylar yaşatır.

Gardiyanların gözetiminde çatıyı onarırken baş gardiyanın hesap işlerine bakmak karşılığında arkadaşlarına soğuk bira ısmarlatır. O anları Red:
“Oturduk ve güneş omuzlarımıza vururken özgür insanlar gibi içtik. Tüm evrenin sahibi gibiydik.” diye anlatır.

Andy hapishanede bir kütüphane açar. Okuma yazma bilmeyenlere öğretir. Kütüphanenin başında yaşlı Brooks vardır. Brooks şartlı tahliye olur ancak O hapishaneden ayrılmak istemez çünkü dışardaki hayat hakkında aklında en ufak bir fikri bile yoktur. Hükümet Brooks’a bir iş ve pansiyon verir. Fakat Brooks kaldığı odada kendini asar. Arkasından bıraktığı mektupta dış dünyaya ne kadar yabacı kaldığını şu satırlarla anlatır: ” küçükken bir otomobil görmüştüm ama artık onlardan her yerde var. Ne tuhaf”

Andy muhasebeci olduğu için hapishane müdürü ona kendi işlerini yapmasını teklif eder. Müdür için kara para aklar, yolsuzluk ve rüşvet işlerini yapar. Müdürün odasının ve kasanın anahtarı Andy vardır. Bu durumu fırsat bilerek müdürün odasına girer. Kapıları kitler, hoparlörlerden italyan bir şarkı açar. Tüm hapishanede bu şarkı çalıyordur. Mahkumlar hayretle hoparlöre bakar, herkes büyülenmiştir… Orada hissedilenleri Red:” … kafese koyulmuş güzel sesli bir kuşun şarkı söyleyerek kafesi açması gibiydi.O kısa süre için Shawshank’teki her adam kendini özgür hissetmişti.” diye anlatır.
Tabi bu yaptığının karşılığında Andy iki hafta hücre cezasına çarptırılır.

Shawshanka başka cezaevinden bir genç bir mahkûm sevk edilir. Bir gün yemekhanede konuşurlarken geldiği cezaevindeki bir mahkumun yaptığı olayı anlatır. Bu olay Andy’nin suçlandığı olaydır. Andy masum olduğunu ispatlanması için hapishane müdürüne gider, yeniden dava açılmasını ister. Ancak müdür Andy’ nın serbest kalacağı ve bu yüzden Andy’ nin sağladığı paranın kesileceğini düşündüğü için davayı açmaz Andy’e iki ay hücre cezası verir ve olayı anlatan mahkumu öldürtür. Bu sahneyle paranın adaleti nasıl geciktirdiğini görmüş oluruz.

Sabah sayımında Andy yoktur. Red’in yüzündeki korku dolu ifade bize Brooksun gözlerini anımsatır ve onunda intihar ettiğini düşünürüz, fakat gerçeği falaşbacklerle izleriz.

Andy tüm bu yaşadıklarının intikamını; müdüre sağladığı paraları çalarak alır. Andy gece yirmi yıldır duvarda kazdığı oyukta sürünerek kanalizasyona ulaşır ve tam 500 metre ilerledikten sonra bir dereye düşer. O esnada sağanak yağan yağmurun yüzüne çarpmasının keyfiyle ellerini iki yana açar, özgürlüğünü kucaklar gibi..

Havadan çekilen bu sahne filmdeki net olmayan tek sahnedir buna rağmen filmin hem afişi hem de hafızalarda en çok yer edinen sahnesidir.

Andy sabah müdürün tüm yasadışı işlerini gazetelere verir. Yetkililer hapishaneye geldiğinde müdür intihar etmiş olarak bulur. Andy yeni bir kimlik çıkartır ve artık zengin, en önemlisi hür bir adamdır.

Filmde bazı anakronizimler ( hikaye içindeki uyumun kronolojik sırayla tutarsız olması) vardır.
*Çatıda içtikleri bira o dönemde henüz üretilmiyordu.
*Mahkumların spariş ettikleri sigara da o dönemde yoktu.
* Film 1965 yılını anlatırken Andy’nin kaçtıktan sonra 1969 model Pontiac GTO otomobili vardır.
Bunlar filmdeki görünmez hatalardır. Hata olarak kabul edilmeyecek niteliktedir. Film öyle sürükleyici öyle büyüleyici ki Andy’nin kaçmak için duvarda açtıği oyuğu kapatmak için duvara astığı Raquel Welch posteri bile gözümüze batmıyor. Normalde bunun olması için birinin dışardan bu posteri oyuğu kapatacak şekilde asması gerekirdi.

Esaretin Bedeli böyleydi. Film bittikten sonra hissettiklerim yazdıklarımdan çok daha fazlasıydı elbette. Andy’nin hakettiği bu değildi. Suçsuzluğunu ispat ederek hapishaneden çıkmalıydı. Ama elindeki tek delil de yok edince başka çaresi kalmamıştı. Özgürlüğünü kendi sağladı sonsuza denk dostu Red’le bir sahil kıyısında…

Meraklısına Not: 2007 yılında Andy’nin yöntemiyle iki mahkum hapisten kaçmıştır ve olayla sorumlu olan gardian intihar etmiştir.